13 Kasım 2017 Pazartesi

Demir Ökçe - Jack London

Demir Ökçe
Jack London
İthaki yayınları
308 Sayfa



ARKA KAPAK

"Sözlerimin hiçbirinin sizi etkileyeceğini sanmıyorum." dedi.
"Çünkü sizde etkilenecek ruh yok. Siz, omurgasız, solucan gibi birer yaratıksınız. Burnunuz havada, Demokratız, Cumhuriyetçiyiz, diyorsunuz...
Siz, tükürük yalayıcı asalak yaratıklarsınız.
Plütokrasinin kuklalarısınız siz. Sırtınızda Demir Ökçe'nin kan kırmızı uşak üniformasıyla kalkmış özgürlük aşkı denen modası geçmiş sözler kullanıyorsunuz. "


BENİM YORUMUM 

Hayatımda ilk defa distopya türünde bir kitap okudum ve şok oldum! Bu nasıl bir kitap. Jack London çok güzel yazmış. Herkes okumalı böyle kitapları. Kitap toplum yapısı ve gerçekleri açısından oldukça ürpertici. Daha önce düşünmemiş bile olsanız kitabı okurken yazanların çoğunun bugünde geçerli olduğunu, kapitalizmin yönettiğini bir toplumda yaşadığımızı görüyorsunuz.
Ne diyebilirim ki? Kitapta o kadar çok şey varki kısa bir özet geçmek imkansız. Spoiler yorum ve alıntılar kısmından devam edeceğim en iyisi.


SPOİLER YORUM VE ALINTILAR



Kitabın başında Ernest Everhard kitabın başkahramanı sandım ama öyle değilmiş meğer. Avis Everhard'ın anlatıcımız olduğunu ilerleyen sayfalarda görüyoruz. Avis'in Ernest ile tanışması ile hayatının nasıl değiştiğini nasıl aydınlandığını görüyoruz. Nasıl bir aydınlanma ama! Alt sınıf, orta sınıf, üst sınıf arasında sürekli devam eden bir çatışma resmen... Söylemek isteğim bir konu da şu: kitapta birçok dipnot vardı. Bazıları baya uzundu. Sıkıcı gibi olabilir ama ben hiç sıkılmadım ve dipnot kısımlarını daha bir heyecanla okudum. Çünkü romanı Avis'in gözünden görüyorduk. Avis'in gözü dışında bilgi veren tek yer de dipnotlardı. Bazı basımlarda bu dipnot kısımları hiç yokmuş. Bunu duyduğuma şaşırdım. Benim okuduğum ithaki yayınları baskısında dipnot vardı ve bence çok önemli bu kısımlar.

''Bütün bu kitaplar bana ne öğretir bilir misiniz? Yasa başka şey, hak, adalet başka şey.''

Aynen dostum. Hayat böyle işte.


Demek biz insanlar kan döküyor,yakıp yıkıyor ve ancak böylece sonsuz barışı ve mutluluğu yeryüzüne getirmeye uğraşıyoruz.


Amerika'nın Irak'a barış götüreceğim diye girip milyon insan öldürmesi gibi... Demir ökçe kitabı yüzyıllarca okunacak bence.

"Bir ülkenin işçileri, başka bir ülkenin işçileriyle kapitalist patronlarının çıkarı için neden savaşsınlar."

Çok doğru bir tespit. Ama bunu herkes göremiyor malesef. Kandırılmaya çok müsait bir durumdayız.

İnsanlar açlıktan ölürken köpeklere hizmetçiler tutulurdu.

Yok artık dedim. İnsanların bu kadar da bencil olması!

Lanet olsun sana Demir Ökçe! Çiğneyip geçtiğin insanlık çok yakın bir zamanda silkinip seni sırtından atacak. İşaret verildiğinde, tüm dünyadaki emekçiler ayaklanacak. Emekçiler tam bir dayanışma içinde ve tarihte ilk defa tüm ulusları içine alan, tüm dünyaya yayılan bir devrim gerçekleştirilecektir.

Kitapta bu alıntı olsa da başarıya ulaşan bir durumu göremedik. Görmek isterdim açıkcası.

Cesur bir adamın ölümünü görmek, bir korkağın yaşamak için yalvarışını görmekten çok daha kolay.


Yeni şeyler öğrendikçe, okumayı gerekli gördüğüm kitapların listesi kabarıyordu.

Aynen ben de böyle hissediyorum. Mesela demir ökçe okuyunca okumak istediğim kitapların sayısı arttı yine :))

Sosyete aylak aylak gezen, hayatlarını çalışmadan sürdüren insanların çıkardığı bir hayat biçimiydi.Ülkenin dört bir yanına serpilmiş, kırda, dağda, göl ya da deniz kıyılarında birçok evleri daha vardı. Bir hizmetçiler ordusu peşlerindeydi bu kadınların. Ve sosyal faaliyetleri büyüleyiciydi.

Çok doğru bir tespit daha. Şu anda da gerçek hayatta bunu görmek mümkün.

Büyük bir ders aldım. İnsanın midesi boş oldukça ruhunun düzelmesinin de imkânsız olduğunu artık anladım.

Maslov temel ihtiyaçlar hiyerarşisi. İnanlık işte.

Hiçbir şeyle suçlanmamama rağmen, altı ay hapiste tutuldum. Sadece şüphelilerden biriydim.

Bugün de böyle değil mi zaten?

Ortalama insan, bencildir.


''İnsanın bencil olmaması gerekir. Fakat bir domuz ahlakına dayanan bugünkü sosyal düzen devam ettikçe bu böyle olacaktır.''

İnsanların çoğunun bencil olduğunu hiç düşünmemiştim. Ama sanırım doğru. Hatta belki ben de bencil biriyim. Kitaptaki olayları okuyunca ''ne insanlar varmış ya'' diyor insan.

Bir generali satın almak, onunla ve ordusuyla savaşmaktan çok daha ucuzdur.

Bugün biliyoruz ki bu da her zaman yapılan bir şey...

Öyle adamlar tanıdım ki, bir yandan parayla adam dövüştürmenin çağ dışı olduğunu öne sürüyorlar, bir yandan da yiyecek maddelerine kaçak malzeme katarak, bir yılda eli kanlı Herod'un öldüremediği kadar çocuğun canına kıyıyorlardı.

Bu konuda söylenecek çok şey var... Eskiden bir yılda ölüyordu insanlar. Şimdi devir değişti. 10 sene 20 sene hatta 50 senede etki edecek hafif zehirler veriyorlar bize. Sigaradan falan bahsetmiyorum o en barizi. Marketten aldığımız ürünlerde falan birçoğunda var üstelik. Bazılarının kanserojen olduğu bilindiği halde üretimi devam bir çok şey var. Küçük bir örnek: birçok kremde veya kozmetik ürünlerde paraben maddesi hâlâ kullanılıyor. Bazı firmalar da üsütüne özellikle kocaman paraben yoktur yazıyor başka maddeler var halbuki...

Rockfeller, proleterya mensubu olarak işe başladı. Şansının ve becerikliliğinin sayesinde ilk kusursuz tekeli, yani Standart Oil Tekeli'ni kurdu....üretim biçimleri yeni yatırımlar yapma gereksinimi doğurdu ve bu yüzden küçük kapitalistleri ezdiği ve kapitalist sistemin çözülmesini çabuklaştırdığı ortaya konulmaktadır.

Çok geçmeden Rockefellerlar'ın milyonlarının girmediği iş alanı kalmadı. Rockefeller bankası Amerika'nın en büyük bankasıdır...Günlük mevduatı, günde yüz milyondan fazladır; ve Wall Street'teki borsaya hakimdir... Wall Street: Eski New York'ta, para borsasının bulunduğu caddenin adı. Burada, akıllara durgunluk veren bir örgüt, bütün ülkenin sanayisini kukla gibi oynatıyordu.

Rocfeller ailesi bugün bile tartışılıyor. Jack London ne zaman yazmış bunu. Vay be...


Varını yoğunu yoksula veren zengine, şimdi deli gözüyle bakıyorlar. Sorgu, soru yok. Söz toplumundur.

Kilisenin direği ve yabancı misyonerlere büyük bağışlarda bulunan bir adam, dükkânında çalışan kızları günde on saat çalıştırıp, açlıktan ölmeyecekleri kadar para verir ve böylece orospuluğu teşvik ederdi.

Çok sert ama doğru.

Sınıflar ve kastlar üzerine kurulmuş bütün sistemler, içlerinde kendi çöküşlerinin tohumlarını saklarlar.

Kapitalizmin çöküşü de bir gün olacak elbet.

Bugün de, ta çocukluğumdaki kadar öğrenme, araştırma isteğiyle doluyum. Hayatımı yaşamaya değer kılan da bu merakım öğrenme isteğimdir.

Merak olmasa insan olur muydu? Merak olmadan nasıl yaşanılır zaten?

Birleşik devletler, Brezilya'dan kendi üretim fazlasına karşılık hisse senedi ve imtiyazlar alır. Bu ne demektir?... Bu, Birleşik devletler, Brezilya'daki demiryollarının, fabrikaların, madenlerin ve de toprakların sahibi oluyor demektir.


Sınıflı toplumlarda, ahlak kavramının büyük bir kısmı, hakim sınıfın, sınıf çıkarlarından ve egemenlik duygularından meydana gelir.


Abraham Lincoln suikaste uğramadan az önce şöyle demişti; "Çok yakın bir gelecekte bir krizin yaklaşmakta olduğunu görüyor ve bu beni ülkemin güvenliği açısından korkutuyor. Şirketler tahtlarından indirildi, bunun ardından yüksek mevkilerde kokuşmalar başlayacak ve ülkenin para gücü halka baskı yaparak egemenliğini sürdürmeye çabalayacak. Sonunda yönetim birkaç kişiye kalacak, servet birkaç kişinin elinde toplanacak ve Cumhuriyet yok olacak."


Gazetelerde bir şey yoktu, ama usta okurların hazırlanan planı görmeleri mümkündü. Sıradan okuyucunun anlamaması için, özel bir dil kullanılmıştı verilen haberlerde. Demir Ökçe'nin hünerli eli, her sütunda seziliyordu. Oligarşi zırhının bazı zayıf noktalarını, bilerek açık ediyorlardı. Ama elbette açıkça yazılmıyordu hiçbir şey. Her şey, büyük bir ustalıkla yapılıyordu. Bu 27 Ekim gününün gazeteleri, entrika roman türünün, en usta örneklerinden biriydi.
Yerel haberlere hiç yer verilmemişti. Bu kendi içinde başlı başına bir oyundu.




Kitabın son kısımlarını zor okudum. O kadar ölüm, vahşet gerçekten okuması zor oldu. Şu ifade çok iyiydi. 

Bu büyük kent denilen modern cangılda savaş böyleydi işte. Her sokak bir vadi, her bina bir dağdı.

Ayrıca kitabın sonu beklentimi tam karşılamadı. Avis'in öldüğü ima ediliyor. Bu yüzden de Ernest'in kitabın başından beri söylenen idamı nasıl oldu öğrenemedik. Aslında bu beni çok şaşırttı. Çünkü kitabın sonları yaklaştıkça Ernest'in ölümünün nasıl ifade edileceğini merak ediyordum. Ama Ernest değil Avis'in ölümünü gördük resmen. Hatta onu da göremedik. Yalnız kitapta geçen yerler ve  isimlerin birçoğu doğru olunca kendimden şüphe ettim. Ernest gerçek biri mi diye merak ettim ama dipnotta geçen bu olay 2100'lü yıllara kadar gizemini korudu gibi yazı görünce kendi kendime güldüm. Bu tabiki bir roman... Ürkütücü gerçeklikte 1908 yılında yazılmış distopik bir roman sadece...

Kitaba 10 üzerinden 10 veriyorum puan kıramıyorum. Herkes okumalı bence.










4 yorum:

  1. Demir Ökçe sosyalizmi savunan ve kapitalizmin ortaya çıkardığı sıkıntıları çok güzel bir şekilde bize sunan bir kitap, kitabın başında Ernest karakteri bu olayların merkezinde yer alan önemli bir isim gibi gösterilse de öyle değil aslında. Kitabı Avis'in ağzından okuduğumuz için Ernest karakteri bize çok önemli görünüyor, kitabın asıl vurgulamak istediği ise sistem eleştirisi ve sosyalizmin önemi. Bu yüzden tatmin edici bir son göremiyoruz ancak kitabın sonu aslında tatmin edici, şuan tam anımsamasam da bu kitap (kitapta) sosyalist dünya devleti kurulup yıllar geçtikten sonra yazılıyor, ya da Avis'in günlüklerinden toparlanarak yayınlanıyor diyelim. Yukarıda 'devrimi keşke görebilseydik' gibi bir ifade kuullanmışsınız, devrimi göremiyoruz ancak devrim sonrası yayınlanan, devrimin temellerinin nasıl atıldığını anlatan bir kitap okuyoruz.
    Biraz karışık bir yorum oldu sanırım, kusura bakmayın. :D
    Distopya çok güzel bir türdür, anlaşılan sizde sevmişsiniz. Bir anda güzel tüm distopik romanları bitirmemenizi öneririm, sonra bir boşluk oluşuyor insanda. :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler bu güzel yorumunuz için. Çok güzel ifade ettiniz. Aklımdaki bazı sorular cevabını buldu böylece :)

    Tamam önerinize uyacağım. Sindire sindire okurum artık. Böyle güzel kitaplar okuyup bitirince zaten kendimi boşlukta buluyorum. "bitti mi gerçekten kitap" diyorum :)) Sanki sevdiğim biri elimden alınmış gibi :))

    YanıtlaSil
  3. “Bir generali satın almak, onunla ve ordusuyla savaşmaktan çok daha ucuzdur.”

    İlgimi çekti sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı şiddetle tavsiye ederim. Demir ökçe güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır.

      Sil

Okuduysan ses ver!