26 Kasım 2017 Pazar

Aklımdan geçenler

Arkadaşlar böyle bir seri başlatmaya karar verdim. Bundan sonra ara sıra "aklımdan geçenler" etiketi ile bir şeyler yazacağım buraya.

Hayat çok değişik.


Küçükken derdim ben. İlkokul, ortaokul, lise sonra üniversite ondan sonra bir mesleğim olur. Evim olur. Arabam olur. Bir gün belki evlenirim. İstediğim şeyleri yaparım. Evden işe, işten eve mutlu bir şekilde yaşarım.

Meğer ne kadar basit düşünmüşüm. Her şey yemek, içmek, çalışmak değil ki.

Hayat bu, hayatın sınavı kağıt, kalem ile olmaz. Kul, kul ile sınanır. 

Çok doğru bir söz. İnsanları tanımak lazım, çözmek lazım. İşimiz zor.

Üç çeşit arkadaş vardır. Birincisi ekmek gibidir; her gün onu ararsın. İkincisi ilaç gibidir; lazım olduğunda ararsın. Üçüncüsü mikrop gibidir; o seni arayıp bulur.

Hepsinden de var valla. Benim ekmek ile ilaç genelde karışık oluyor ama :)) yine de şu mikroplardan kurtulamadım. Bilmiyorum belki de hayatımın sonuna kadar bu mikroplar ile yaşayacağım.

Dost dediğin; sır tutmasını bilen,seni başkasına satmayan kötü zamanda yanında olan, küsünce dayanamayıp barıştığın insandır.

 Kötü zamanlarımda çok arkadaş kaybettim. Dostum sandığım kişiler de meğer dost değilmiş. Ama şu da var.


Takma kafana! Biten bir dostluk; aslında hiç başlamamıştır.

Ama yapamıyorum. Sürekli takıyorum. Başkalarına yük olmaktan bıktım. Ama elimde değil. Bazen pes etmek istiyorum. Kötü şeyler geliyor aklıma. Ama yanımda kale gibi babam var. O olmasa ne yapardım düşünmek bile istemiyorum.

Bize sağlam dostlar lazım! Yoksa çakal her yerde bulunur.

Evet sağlam dost bulmak zor ama her yer çakal dolu. Ama hiç haberim yokmuş. Herkesi kendim gibi sanıyorum. Ne kadar çok yanılmışım. Ne kadar menfaatçi, bencil insan varmış. Anlam veremiyorum. Neden ha neden? Geleceğe umut içinde bakmak varken, beraber dostluk, saygı ve sevgi içinde yaşamak varken! Neden ha neden!  Para mı tüm derdiniz? Rahat bir yaşam mı? Başkasını sömürerek kendine bir hayat yapmak mı?  Yazıklar olsun!

Benimle ya dost olun ya düşman ama asla dost görünümlü yılan olmayın!

Keşke o yılanları yanıma yaklaşmadan fark edebilsem.

Senin olmadığın yerde seni savunan, gerçek dostlarındır.
Bunu belki de hiç bilemeyeceğim. Ama umut ediyorum bi yerlerde hâlâ beni savunan arkadaşlarım belki de dostlarım var.

Anladım ki bir insanın dostluğu menfaati kadarsa, yokluğu en büyük kazancımdır!

İşte bu sözün altına imzamı atarım. Zor yoldan öğrenmek istemezdim.



Sahte dost sabuna benzer; elini yüzünü temizledikten sonra ayağını kaydırır.

Elbet bir gün, o ayağımı kaydıranlar ile hesaplaşma vakti gelecek. 

Sen bir şeyler verdikçe dost görünen çok olur, bir de sen iste gör, hepsi birden yok olur.

İşte bunu artık herkes biliyor.

Biri olmalı yanında insanın! Elini omzuna koyup; 'Bu da geçer' diyecek bir dost olmalı.

İşte tam da ihtiyacım olan şey bu. Fiziksel olarak olmasalar da kalpleri benim yanımda olanlar var neyseki.

Gerçek arkadaş: annen gibi ilgilenen, baban gibi azarlayan, erkek kardeşin gibi sinirlendiren ve bir aşıktan daha fazla sevendir.

Vay be, ne güzel açıklamış.

En samimi arkadaşımla, dışarıdan saçma hareketler yapan insanlar gibi gözükebiliriz ama ne kadar eğlendiğimizi sadece biz biliyoruz.

İşte bak bu kesinlikle doğru :)


Neyse bu kadar alıntı yeter. Çok canım sıkılıyor çok. Ne yapacağımdan emin değilim. Her şey zamanla geçer diyorlar. Doğru, bana zaman lazım ama dayanabilecek miyim?  Hiç kimseye güvenme derdi babam. Babamın yine haklı olduğunu yaşayarak gördüm.

Çok karamsar bir yazı oldu biliyorum şimdi sonuç yapacağım. Sonuç olarak takmamak gerekir. Sabır lazım bir de. Elinden geleni yapmak, asla pes etmemek gerekir. Çünkü



Edit: Aklımdan geçenler serisine sonradan eski ve yeni içerikleri de dahil ettim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuduysan ses ver!